ilk doğumevi

İlk Doğumevi nasıl açıldı?

Viladethane, Osmanlıca’da  Doğumevi anlamında kullanılmaktadır.  Veled kelimesi ise  Osmanlıca’da çocuk, piç, afacan anlamındadır.

Veledhane’nin  karşılığı da Piçhane’dir. Umm-i veled  ise,  “Efendisinden çocuğu olan nikâhsız cariye” anlamında kullanılmaktadır.

İlk girişime izin verilmez
Osmanlı döneminde 1885 yılında  Vehbi Bey İstanbul’da  bir viladethane açma girişiminde bulunur.  Viladethane’nin planını da çizdirmiş olmasına rağmen  saraydan izin çıkmadığı için çalışmalar durdurulmuştur.

Gizlice açılır
Daha sonraki yıllarda Osmanlı’da ilk  “Viladethane” 1892 yılında Dr.Besim Ömer Paşa  tarafından İstanbul’da açılır. Ancak,  Viladethane’nin açılması tepkilere neden olur. Dr.Besim Ömer Paşa’ya çeşitli hakaretler edilir, evi taşlanır. Besim Ömer Paşa, şeytan ilan edilir. Tepki gösterenlerin öne sürdükleri gerekçe ise    “Piçhane” kurmasıdır.

Dr.Besim Ömer Paşa, kadın doğum uzmanı olan bir bilim insanıdır.  Mücadelesini bırakmayan Dr.Besim Ömer Paşa, Gülhane Askeri Tıbbiye’nin yakınındaki, üç oda ve bir sofadan ibaret olan binada ilk “Viladethane” yi (doğumevini) gizlice  açar. Böylelikle bilim, uygar yaşam, sarayı gizlice kuşatmış olur. Çünkü viladethane binası Topkapı Sarayı surlarına bitişiktir. Dr.Besim Ömer Paşa tüm çalışmaları saraydan gizleyerek yürütür.

Gazetelere yazı
İlk Doğumevini  gizlice kuran Dr.Besim Ömer Paşa, doğum yapacak kadın bulabilmek için gazetelerde yazılar yazmaya başlar. Özellikle de “fakirhane”lerde doğum yapan kadınların, normal şartlarda bile sağlıksız koşullarda yaşadığını belirterek doğum sonrasında bakımsızlıktan öldükleri gerçeğini  yazılarında sık sık vurgular.

Padişah izin vermek zorunda kalır
Dr.Besim Ömer Paşa,  bu ilk doğumevinde son sınıf öğrencilerine 24 saat arayla, altışar kişilik gruplar halinde nöbet tutturur. Doğumevi, bu alanda nice uzman doktorun yetiştiği bir okula dönüşür. Doğumevi‘nin başarısı İstanbul’da dilden dile yayılır. Öyle ki bina başvuruları kabul edemez hale gelir. Halkın doğumevi açılması  talebi karşısında  Osmanlı padişahı II. Abdülhamit daha fazla durmayarak; 1904 yılında yeni bir viladethane (doğumevi)  yapılmasına  izin vermek zorunda kalır.  Bu izin, Dr.Besim Ömer Paşa’nın zaferinin saray tarafından da kabul edilmesi anlamına gelmektedir.

Op.Dr.Abdulaziz Akkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Antalya Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Doktor Abdulaziz Akkaya

Antalya Kadın Doğum Uzmanı Op Doktor Abdulaziz Akkaya

Antalya Kadın Doğum Uzmanı Op. Doktor Abdülaziz Akkaya, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı ihtisasını 1985 yılında başarıyla tamamladı. Isparta Senirkent Devlet Hastanesi ve Isparta Doğumevindeki görev aldıktan sonra 1991 yılında Antalya Devlet Hastanesi’ne tayin oldu.

Antalya Devlet Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 3 yıl başhekim yardımcısı olarakda çalıştı. 2011 yılında emekliye ayrıldıktan sonra kendi kurduğu Antalya Jinekolji ve Kadın Doğum muayenehanesinde çalışmaktadır. Halen Akkaya Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Geliştirme Kliniğinde hastalarına Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak hizmet vermektedir.

Daha detaylı bilgi için tıklayın..

Vajinismus

Vajinismus Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Antalya Vajinismus Tedavisi

Vajinismus Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Antalya Vajinismus Tedavisi

Viladethane, Osmanlıca’da  Doğumevi anlamında kullanılmaktadır.  Veled kelimesi ise  Osmanlıca’da çocuk, piç, afacan anlamındadır. Veledhane’nin  karşılığı da Piçhane’dir. Umm-i veled  ise,  “Efendisinden çocuğu olan nikâhsız cariye”...
Cinsel isteksizlik

Cinsel isteksizlik

Viladethane, Osmanlıca’da  Doğumevi anlamında kullanılmaktadır.  Veled kelimesi ise  Osmanlıca’da çocuk, piç, afacan anlamındadır. Veledhane’nin  karşılığı da Piçhane’dir. Umm-i veled  ise,  “Efendisinden çocuğu olan nikâhsız cariye”...
Vajinismus bir  hastalık değildir

Vajinismus bir hastalık değildir

Viladethane, Osmanlıca’da  Doğumevi anlamında kullanılmaktadır.  Veled kelimesi ise  Osmanlıca’da çocuk, piç, afacan anlamındadır. Veledhane’nin  karşılığı da Piçhane’dir. Umm-i veled  ise,  “Efendisinden çocuğu olan nikâhsız cariye”...